Faydalı Bilgiler

Mısır Prensesi ve İran Kraliçesi Fevziye Fuad

Mısır prensesi ve iranın güzeller güzeli kraliçesi fevziye’nin dram dolu hayatı

Dünyanın en güzel kadınlarından biri olan mısır prensesi Fevziye, mısırın ilk kralı I.Fuad’ın ilk kızıdır. 5 kasım 1921 yılında, mısır İskenderiye şehrinde olan kraliyet sarayı Ras El Tin de dünyaya gelmiştir.

Fuad’ın ikinci eşi nazlı hanımdan dünyaya gelen Fevziye, tüm saray mensupları tarafından yoğun ilgi ve titizlikle büyütüldü. Etrafında İngiliz, Fransız ve İtalyan mürebbiyeler, hizmetçiler vardı.

Mısır’ın başkenti kahire ve İskenderiye de çocukluk geçirmişti. Daha iyi bir eğitim almak için dönemin modası olan İsviçre’ye gönderildi. Osmanlı döneminin süregelen etkisi ile Fevziye de Türkçe ve Arapça konuşuyordu, diğer hanedan mensupları ile birlikte. İsviçre de eğitim almaya devam ettiği sırada İngilizce, Fransızca ve İtalyanca da öğrenmişti. Sarayda yaşadığı dönemde zaten yabancı mürebbiyeler tarafından büyütüldüğü için yabancı dili öğrenmesi çok da uzun sürmemişti.

İsviçre de eğitim aldığı yıllarda kendini özgür hissetmiş ve saray hayatının onu fazlasıyla bunalttığının farkına varmıştı. Modayı yakından takip eder, mücevherlere merakı ile bilinirdi.

İsviçre de eğitim aldığı dönemde hiçbir diyaloğu olmayan İran şahı rıza pehlevi’nin oğlu Muhammed rıza pehlevi de İsviçre de eğitim görüyordu. Rıza pehlevi Atatürk’ü fazlasıyla sever ve sayardı. Verdiği kararlarda Atatürk’e danışır ve onunla aynı yolu izleyerek Türkiye gibi bir ülkeyi yönetebilmenin ipuçlarından yararlanıyordu.

Evlilik Hayatı

Mısır prensesi Fevziye için, kader ağlarını örmeye başlamıştı. İran şahı rıza pehlevi Atatürk ile çok eski dostlardı ve çok samimilerdi. Atatürk’ün öngörülere güvenen rıza pehlevi, gittiği Türkiye’ de Atatürk ile görüşmüştü ve Atatürk ona ‘’mısırla akrabalık ilişki kurulmasının önemli olacağını söyledi.’’

O dönem en modern ve gelişmiş ülkelerden birisi olan mısır, İran için son derece önemli bir bağ olacaktı. Her iki devlet içinde yararlı olacak bu bağın kurulması gerektiğini savunan Atatürk, öngörülerinde yine haklı çıkmıştı.

Atatürk’ün bu fikrinin oldukça mantıklı olduğunu düşünen rıza pehlevi, İrana döndükten sonra mısırla diplomatik ilişkilerini güçlendirecek hamlelerde bulundu.

İsviçre de eğitimi biten Fevziye artık saraya geri dönmüştü. Son derece özgür ve modern bir hayatı geride bırakan Fevziye saray hayatına adapte olamamış ve sıkıcı bir kalıp içerisinde bulunmaktan dolayı son derece rahatsız günler geçirmeye başlamıştı.

Geçen bu yıllar içerisinde fevziye’nin 3 kız kardeşi daha olmuştu, evlilik yaşları yaklaşan bu kardeşler arasında en büyüğü fevziyeydi. Yine geçen süre zarfında babası I. Fuad ölmüştü ve yerine 16 yaşında ki oğlu I.Faruk tahta geçmişti.

Sarayda yaşanan olaylar mısır prensesini daha çok bunaltıyor ve İsviçre de geçirdiği günlerini aratıyordu.

Bu sırada İran şahı rıza pehlevi oğlu Muhammet rıza pehleviye mısırlı bir prenses ile evlenmesinin her iki ülke içinde son derece yararlı olacağı fikrini paylaşır ve mısır prenseslerinin her birinin resmini oğluna gösterir.

Aslında İranlı genç bir kıza aşık olan muhammed rıza babasının bu teklifinin ne kadar önemli olduğunu anlar ve kabul eder. Bir İngiliz dergisinin kapağında gördüğü dünyalar güzeli Fevziye ile evlenmeyi kabul eder.

Rıza pehlevi mısıra bir elçi gönderir ve durumun iki ülke içinde çok iyi olacağı yönünde karşı tarafın fikrini almasını ister. Mısırdan olumlu bir yanıt gelince veliaht rıza ile fevziyenin evlenmesi için ilk adımlar atışmış olur.

Kral faruk son sözü fevziyeye bırakır ve uzaklara gideceği içinde kardeşi adına üzgündür. Fevziye ise sarayın kargaşasından iyice sıkılmıştır ve aniden gelen bu evlilik teklifinin ona özgürlük getireceği düşüncesi ile evet der.

Bunun üzerine Fevziye ve muhammed 1938 yılında nişanlanırlar. 10 ay sonra düğünleri olacaktır ve düğün gününe kadar Fevziye ve muhammed sadece bir kez görüşmüşlerdir.

Abidin sayarında ve eş zamanlı mısırın birçok yerine düğün ve eğlenceler düzenlenir. Masalları aratmayan bir düğün ile dünya evine girerler. Fevziye 18 muhammed ise 20 yaşındaydı evlendiklerinde.

Düğün merasiminden sonra Fevziye artık yeni ülkesi İrana doğru yola çıkmıştır. Annesi nazlı hanımda kızına tahrana kadar eşlik etmiştir. Mısırdan sonra İran geleneklerine göre de düğün merasimleri düzenlendi.

Tören tahrandaki mermer sarayında gerçekleşti. Düğün günü tüm mahkumlar serbest bırakıldı ve yoksul insanlara para dağıtıldı. Son derece ihtişamlı bir törenle ikinci kez dünya evine girmişlerdi.

İran geleneklerine göre kraliçenin gerçek bir İranlı kadın olması gerekiyordu, ancak Fevziye mısırlıydı. Bunun üzerine fevziyeye iran vatandaşlığı verildi ve bu kanun da değiştirildi. Fevziye İran kraliçesi olmuştu.

Ortadoğunun en gelişmiş ve zengin ülkelerinden birisi olan mısırdan sonra İranda yaşamak Fevziye için tam bir hayal kırıklığı olmuştu. Petrolle dahi tanışmayan bir ülke olan ve yollarının bile hala toprak olması Fevziyeyi ne kadar büyük bir hayal kırıklığı yaptığını kanıtlamaktaydı. Oturdukları saray eski, gösterişsiz ve sıradan bir villayı andırmaktaydı.

Özgür bir hayatının olacağını düşüncesinde ne kadar yanıldığını anlamaya başlayan fevziyenin bir kız çocuğu olmuştu. Ve hayatının kabus dönemi tam olarak da bu zamanlarda başlamıştı. Veliaht için bir erkek çocuğu doğurmamış olan Fevziye hakkında sarayda ve ülke de bir çok dedikodu yayılmaya başlanmıştı. Eşi içinde farklı dedikodular çıkıyor ve her ikisinin de birbiri ile aldatıldığı hakkında yorumlar yapılıyordu.

Git gide bunalıma girmeye başlayan Fevziye depresyondan bir türlü çıkamıyordu. İklim koşullarına da bir türlü alışamayan Fevziye hastalanıp yatağa düşmüştü. Doktorlar onun sıtma olduğunu söylediler.  Bu evliliği artık sürdüremeyeceğini düşünerek eşi muhammed rızaya mısıra tedavi olmaya gitmek istediğini söyledi.

Aslında muhammed de bunun farkındaydı ve ona itiraz etmeden kabul etti. Kızınıda yanına alarak uçağa binen Fevziye uçak kalkmadan yanına gelen görevlilerin kralın kızını son bir kez öpmek istediğini söylediler. Fevziye bunu kabul etti ve kızını gönderdi eşinin yanına.

Aniden uçak merdiveni çekildi ve uçak hareket etti. Kral kızını yanına almış ve fevziyeyi ülkesine geri göndermişti. Fevziye bir yıkım daha yaşamıştı.

Saraya Dönüşü

Mısıra dönen Fevziye bir süre sonra eşinden boşanmıştı ancak bu durum iran ve mısır arasında büyük bir krize neden olmuştu.

Boşandıktan 5 ay sonra çerkez asıllı diplomat ve kral faruğun yaveri albay İsmail şirin ile evlenmiştir. Bu kez doğru bir evlilik yapan ve aradığı mutluluğu bulan Fevziye iki çocuk sahibi daha olmuştu. Kızı Nadya ve hüseyin.

Cumhuriyetin mısırda ilan edilmesinin ardından kraliyet soyunda dahil herkes ülkeyi terk etmeye başlamıştı. Fevziye mısırda kalmaya devam etti ve ölene kadar İskenderiye de yaşadı.

Prensesliği düşen Fevziye eşi ile birlikte sade vir hayat yaşamaya başlamıştı. 1994 yılında eşi öldükten sonra, İsviçre de yaşayan ilk kızı şehnazı ziyaret etmeye devam etti. 2005 yılında yine aynı kraliyet ailesinden Fevziye adında ölen bir prensesi, herkes o zannetti. Ancak durum daha sonra netleştirildi ve fevziyenin ölmediği anlaşıldı.

2009 yılında ikinci kızı Nadya 59 yaşında öldü. Mısırda devam eden iç karışıklık ve mısır başkanı hüsnü mübarek istifa etmişti. 2 temmuz 2013 günü Fevziye sessiz sedasız hayata gözlerini yummuştu.

Ölümünden sonra mısırda bir darbe yaşandı ve bu nedenle fevziyenin ölümü gündeme fahi gelemedi. Fırtınalı başlayan bu hayatı sessiz sedasız son bulmuştu. Hanedandan ve mısır halkından sadece birkaç kişinin katılımı ile cenaze töreni gerçekleştirildi ve dünyalar güzeli bir prenses sessiz sedasız ikinci eşi İsmail şirinin kahiredeki mezarının yanına defnedildi.

[Toplam: 0   Ortalama: 0/5]

Şimal Dayak

Kendini bildi bileli yazar, bu yazar...

Yazarın Diğer Paylaşımları

Ayrıca Bunada Göz Atabilirsiniz

Close
Close

Adblock Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak çalışmalarımızı sürdürebilmemize destek olun.